Ruhun Derinliklerinden Gelen O Eski Sızı
Ah evladım, masamın üzerindeki şu kandilin titrek ışığı altında, bin yıllık tozlu sayfaların kokusunu içime çekerken yine o eski, derinden gelen sızıyı hissettim. Aşk… İnsanı bazen bir şah, bazen bir köle eyleyen o muazzam kuvvet. Geçenlerde yanıma gelen, gözlerindeki feri sönmüş o genç kadının çaresizliğini gördüğümde, dedemin bana Mezopotamya’nın serin gecelerinde anlattığı o büyük sırrı tekrar hatırladım. Kimileri buna sadece bir işlem der, lakin biz buna ruhun ruhla ebedi kavuşması, ‘Mühr-ü Muhabbet’ deriz.
Kadim Parşömenlerde Saklı Olan Gerçeklik
Şimdilerde herkes bir şeyler anlatıyor, lakin o eski Süryanice el yazmalarındaki mürekkebin tadını bilmeden, safranın gümüş iğneyle nasıl birleştiğini görmeden hakikate ermek zordur. Kalbi mühürlenmiş birine ulaşmak, sanki kilitli bir kapıyı anahtarsız açmaya benzer. En etkili aşık etme ritüeli, sadece kelimelerden ibaret değildir; o, gecenin üçüncü vaktinde yıldızların konumuyla, ruhun frekansının birleştiği o nadir andır. Bir kez o kapıdan geçildi mi, geri dönüşü olmayan bir yolculuk başlar. Gördüm o kadim kağıtlarda; sevda ateşiyle yanan ama vuslata eremeyen nicelerinin ahı, doğru ritüelle nasıl da vuslata dönüştüğünü.
Gümüş İğne ve Safran Mürekkebinin Esrarı
Hatırlarım, Mardin’in o dar ve gizemli sokaklarında rüzgarın fısıltısını dinlerken, bir dervişin kalbindeki sevdayı nasıl bir kağıda nakşettiğini anlatırlardı. Bu ritüelde niyet, en keskin kılıçtır. Safranı gül suyuyla ezerken, içine bir damla dahi olsun kuşku karıştırmayacaksın. Kalbindeki o kişinin hayali, zihninde o kadar net olmalı ki, odadaki buhurun dumanı onun suretine bürünmeli. Eskiden bilmezdi kimse bu sırrı şimdiki gibi kolayca; biz saklardık, sadece hak edene verirdik bu anahtarı. Unutulmamalı ki, ruhlar birbirine iplerle değil, görünmez manevi bağlarla bağlanır. O bağ bir kez düğümlendi mi, dünyanın öbür ucunda da olsa, o kalp senin için atmaya başlar. Devrik cümlelerim, yorgun gözlerim seni yanıltmasın; bu ilim, sabırla ve huşuyla işlendiğinde dağları yerinden oynatır.
Görünmez Bağların Gücü
Sevdiğin kişinin uykusunda adını sayıklaması, durup dururken içini bir huzursuzluğun, bir özlemin kaplaması tesadüf değildir. İşte o anlarda, bizim o kadim ritüellerin frekansları devreye girer. Hiç beklemediğin bir anda gelen o telefon, o tesadüfi karşılaşma… Hepsi ilmik ilmik işlenen o büyük planın parçasıdır. Gönül kapısını çalmak için önce o kapının dilini bilmek gerekir. Bu ritüel, o dili sana öğretmez, seni o dilin bizzat kendisi yapar.