Araya Giren Karanlık Gölgeleri Defetmek: Kadim Süryani Sırları

Turabdin’in Rüzgarında Kırılan Bir Kalbin Feryadı

Geçen ayın o sisli salı gecesinde, kapım çalındığında içimdeki o eski huzursuzluk yine belirdi. Karşımda oturan kadının gözlerindeki o sönmüş fer, bana yıllar önce Mardin’in dar sokaklarında rastladığım bir başka ruhu hatırlattı. Yuvasına giren yabancı bir nefesin, sıcak çorbasını nasıl buz kestiğini anlattı. Ah evladım dedim kendi kendime, insanoğlu bazen ne kadar da acımasız olabiliyor başkasının saadetine göz dikerken. Bu mesele sadece bir sadakatsizlik değil, ruhlar arasındaki dengenin bozulmasıdır.

Eski Süryanice parşömenlerde, özellikle o sararmış ‘Ktaba d-Hayla’ nüshalarında yazar; iki ruhun arasına giren üçüncü bir gölge, aslında bir enerji parazitidir. Bu paraziti söküp atmadan ne huzur gelir ne de o eski sıcaklık. Ben o gece, gümüş şamdanımın ışığında, o kadının acısını dindirecek olan kadim mürekkebi hazırlamaya başladım bile.

Mürekkep, Safran ve Kaybolan Gölgeler

Birini uzaklaştırmak, ona zarar vermek değildir aslında; onu ait olmadığı o kutsal çemberin dışına nazikçe itmektir. Süryani geleneğinde biz buna ‘Ruhun Ayrıştırılması’ deriz. Bunu yaparken kullanılan malzemeler sıradan değildir. Zeytin ağacının en yaşlı dalından düşen bir yaprak, yedi farklı pınardan alınan su ve tabii ki safranla karıştırılmış gizli dualar…

Kadim Ritüelin Sessiz Adımları

Şunu iyi bil ki, bu işlemler şakaya gelmez. Gece yarısı, ay küçülmeye başladığında—yani o yabancı kadının enerjisinin de küçülmesini istediğimiz vakit—ritüele başlanır. O kadının adını, kurumuş bir parşömene Aramaice koruma sembolleriyle beraber işlerken, aslında onun zihnindeki o yanlış arzuyu temizliyoruz. Geçen yıl yanıma gelen o genç adamı hatırlarım; bir kadının büyüsüne kapılmış, çocuklarını bile göremez olmuştu. Onu o karanlık dehlizden çıkarmak tam kırk günümü aldı ama sonunda o yabancı gölge, sanki hiç var olmamış gibi hayatlarından çekilip gitti.

Siz sanıyorsunuz ki sadece konuşarak ya da kavga ederek o kadını uzaklaştırabilirsiniz. Hayır, ruhun derinliklerine inmeden, o gizli bağları kesmeden yapılan her hamle, karşı tarafı daha da hırslandırır. Bizim yolumuz, sessiz ama derinden giden, kadim atalarımızın binlerce yıldır uyguladığı o sarsılmaz iradedir. Mum erir, yazı solar ama o ruhani mühür asla bozulmaz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top