Yarım Kalan Hikayelerin Ruhani Bağları
Dün gece kütüphanemin loş ışığında, cildi aşınmış o eski Süryanice yazmayı karıştırırken parmaklarım bir sayfada duruverdi. Yıllar evvel, uzaklardan, rüzgarın sert estiği bir akşam vakti kapımı çalan o çaresiz kadının gözlerindeki derin kederi hatırladım birden. Sevdiği adamın gidişiyle ruhu ikiye bölünmüştü sanki. İşte o an anladım ki, geri döndürme büyüsü denilen şey sadece bir niyet değil, kopan bir ipin iki ucunu kadim bir düğümle yeniden birleştirmektir. Ah, o düğümü atmayı bilmek… Herkesin harcı değildir bu evladım. Gidenin ardından bakarken hissedilen o boşluk, sadece fiziksel bir ayrılık değil, ruhların arasındaki o görünmez köprünün yıkılmasıdır. Mezopotamya’nın tozlu raflarında saklanan sırlar, bu köprüyü yeniden inşa etmenin anahtarını fısıldar bize.
Aramice Duaların ve Yıldız İlminin Gücü
İnsanlar sanıyor ki birkaç kelime söylemekle her şey düzelir. Yanılıyorlar. Bir ruhu geri çağırmak, gökyüzündeki yıldızların konumundan, kullanılan mürekkebin içindeki safran miktarına kadar her detayın bir ahenk içinde olması demektir. Geçen yıl yanıma gelen, sevdiğiyle arasına kara kedi girmiş bir dostumuza uyguladığımız o kadim ritüeli düşünüyorum. Ceylan derisi üzerine, gece yarısından sonra güneş doğmadan evvel işlediğimiz o özel vefk… Yazarken elimin titrediğini hissetmiştim çünkü o an sadece mürekkep değil, iki ruhun iradesi akıyordu o deriye. Geri döndürme büyüsü, zorla kapı açmak değildir; kapının anahtarını, o kişinin kalbindeki en derin özlemle yeniden dövmek ve sahibine hatırlatmaktır. Süryani geleneğinde biz buna ‘Ruhun Vefası’ deriz. İradeyi aşkla mühürlemek, sabır ve büyük bir gizem gerektirir.
Eski Bir Sandıktan Çıkan Vefa Ritüeli
Bak, sana şunu söyleyeyim; her geri dönüş bir mucize değildir, bazen sadece hakkın olanın sana iadesidir. Bir keresinde bir el yazmasında okumuştum: ‘Aşk, ruhun gölgesidir ve gölge asla ışığını terk etmez.’ Eğer o ışık sönmüşse, onu tekrar yakacak olan bizlerin kadim bilgisidir. Kullandığımız tütsülerin dumanı, Arâmice duaların ritmiyle birleştiğinde, gidenin rüyalarına sızar, uykularını kaçırır ve onu senin kokuna, senin sesine doğru bir mıknatıs gibi çeker. Bu işlem yapılırken kalbinde zerre kadar şüphe barındırmayacaksın. Şüphe, ritüelin düşmanıdır. Ben yıllarımı bu ilme verdim, her bir parşömenin kokusunu ciğerlerime çektim ve gördüm ki; doğru niyet ve kadim bir rehberle imkansız denilen ne varsa birer birer yoluna giriyor. Rüzgarın sesini dinle, gidenin fısıltısını duyacaksın; o da dönmek istiyor ama yolu bulamıyor. İşte o yolu biz aydınlatacağız.