Ruhun Kayıp Parçası: Gidenin Ardından Kalan Boşluk
Geçenlerde, elleri titreyen bir kadın geldi yanıma; gözlerinde o tanıdık, dipsiz kuyuya benzeyen keder… Yirmi yıllık hayat arkadaşı, arkasına bakmadan çekip gitmişti. Bana sorduğu ilk şey, ‘Hocam, dualar gerçekten sesimi ona ulaştırır mı?’ oldu. Derin bir iç çektim. O an, raflarımdaki asırlık Süryanice el yazmalarının kokusu sardı odayı. İnsan sanıyor ki mesafe sadece yollarla ölçülür. Oysa en büyük mesafe ruhların arasındaki o görünmez duvardır. Gideni geri getirme duası dediğimiz şey, aslında o duvarı kerpiç kerpiç yıkmaktır. Devrik cümlelerin, yarım kalmış şiirlerin ötesinde bir yerlerde, gidenin kalbine sızan kadim bir frekans vardır. İşte biz o frekansı, Süryani dedelerimizden kalan o gizli formüllerle yakalıyoruz.
Süryani El Yazmalarında Aşkın ve Geri Dönüşün Sırrı
Eski Süryani metinlerinde sevginin mühürlendiği yer, kalbin yedi kat altındaki ‘şeryana’ damarıdır. Bu damar bir kez sızladı mı, kişi dünyanın öbür ucunda olsa bile ait olduğu yere dönmek için can atar. Gideni geri getirme duası diye bildiğiniz o yüce yakarışlar, sadece kelimelerden ibaret değildir. Yanlış biliniyor çoğu zaman; sadece dili değil, ruhu da o makama hazırlamak gerekir. Geçmişin tozlu sayfalarında, ayın küçülmeye başladığı gecelerde yapılan özel çalışmaların gidenin uykularını nasıl böldüğünü, rüyalarına nasıl girdiğini bizzat müşahede ettim. Bu, bir iradeyi zorla bastırmak değil; sönmeye yüz tutmuş bir koru yeniden alevlendirmektir.
Yedi Mühür ve Geri Dönüşün İlk Adımı
Bir keresinde, gurbete gidip de annesini, eşini unutan bir gencin dimağını açmak için yedi gece boyunca tütsüler eşliğinde özel bir tertip uygulamıştım. Kullanılan mürekkebin safranla karışımı, kağıdın o eski dokusu… Her şey bir bütünün parçasıdır. Gideni geri getirme duası okunurken, gidenin ismiyle birlikte anne isminin o eşsiz titreşimi evrene salınır. Bu titreşim, gidenin zihnindeki tüm olumsuzlukları bir sis bulutu gibi dağıtır. Belki bir akşamüstü aniden bir koku gelir burnuna, belki de eski bir şarkı çalar radyoda; işte o an ruhani bir el onun kalbine dokunmuştur bile. Biz burada sadece aracıyız, kapıyı vuranız; açacak olan o sonsuz kudrettir.
Ritüelin Mistik Zamanlaması
Her şeyin bir vakti, her duanın bir saati vardır. Gece yarısından sonra, el ayak çekildiğinde, sadece yıldızların ve meleklerin şahitliğinde yapılan o sessiz yakarışın gücü hiçbir şeyde yoktur. Süryani geleneğinde, gidenin geri dönmesi için niyet edilen kişinin şahsi bir eşyası veya bir fotoğrafı üzerine yapılan o derin odaklanma, telepatik bir köprü kurar. İnsanlar zannediyor ki her şey maddeden ibaret. Hayır, her şey manadan ibaret. O mana bozulduğunda ayrılık olur, mana onarıldığında ise vuslat kaçınılmazdır. Yılların tecrübesiyle söylüyorum; samimiyetle ve doğru usulle istenen hiçbir şey geri çevrilmez, yeter ki o gizli anahtarı doğru çevirmeyi bilin.