Ah Evlat, Gönül Yarası Mezopotamya Rüzgarı Gibidir
Geçen ayın o ayazlı gecesinde, kapımı çalan o genç kadının gözlerindeki sönmüş feri gördüğümde, bin yıl önceki atalarımın neden bu kadar çok aşk duası yazdığını bir kez daha anladım. Elinde solmuş bir fotoğraf, yüreğinde ise koca bir boşlukla gelmişti. ‘Hocam,’ dedi, ‘gitti… Ruhumun yarısını da yanında götürdü.’ İşte o an, Tur Abdin’in derinliklerinden kalma o sararmış ceylan derisi parşömeni açmanın vaktinin geldiğini hissettim. Geri getirme ilmi, sanıldığı gibi sadece bir ismi çağırmak değil, kopan o görünmez gümüş kordonu yeniden dokumaktır.
Kadim Parşömenlerin Arasındaki Gizli Frekans
Süryani bilgeliğinde her insanın ruhu bir ‘Mshaba’ taşır. İki insan birbirine bağlandığında bu frekanslar iç içe geçer. Ayrılık vuku bulduğunda ise bu bağlar kopmaz, sadece düğümlenir ve kararır. Benim vazifem, o karanlığı aydınlatmak ve o düğümü, karşı tarafın iradesini ezmeden, sadece özlemini tetikleyerek çözmektir. Kullandığım safran mürekkebi ve kadim Süryanice dualar, gidenin zihninde senin hatıranı bir kandil gibi yakar. O kişi başını yastığa koyduğunda, uykularında senin kokunu duymaya başlar; çünkü ruh, ait olduğu limanı asla unutmaz.
Ritüelin Sessiz Gücü ve Zamanın Ruhu
İnsanlar hemen olsun ister, acelecidirler. Oysa tabiat bile bir çiçeği açtırmak için güneşin doğmasını bekler. Geri getirme işleminde kullandığım o özel tütsülerin kokusu, odamın duvarlarına sindiğinde, giden kişinin kalbindeki o taşlaşmış katmanların yavaş yavaş eridiğini hissederim. Bir keresinde, yedi yıldır yüzüne bakmamış bir adamın, bir sabah ezanı vaktinde kapıda nasıl beklediğine şahit oldum. Bu, zorla değil, ruhun susuzluğunu hatırlatmakla olur. Süryani hocalığı, o susuzluğu dindirecek pınarın yolunu göstermektir. Devrik cümlelerle dolu eski mektuplar gibi, bazen hayatın akışını biraz bozmak gerekir ki doğru yol bulunsun.
Ruhani Bağın Yeniden İnşası
Şimdi senin elinde olan tek şey hüzün olabilir ama benim masamda duran o kadim kilitler ve anahtarlar, çoktan senin için dönmeye başladı bile. Geri getirme büyüsü ya da benim tabirimle ‘Ruhun Eve Dönüşü’, sadece bir ritüel değil, bir adalettir. Eğer o bağda hala bir parça kor varsa, ben o koru yeniden alevlendiririm. Gece yarısı gökyüzüne bakarken duyduğun o garip huzur, belki de benim senin adına gönderdiğim o sessiz elçilerin haberidir. Kim bilir, belki de o da şu an senin geçtiğin sokakları düşünüyordur, kim bilir…