Ah evladım, gecenin o en ıssız vaktinde, ayın solgun ışığı eski kitaplarımın üzerine vurduğunda anlarım… Yine bir kalp sızısı, yine bir yarım kalmışlık hikayesi kapıma dayanacak. Geçenlerde Midyat’tan gelen o eski dostun gözlerindeki ferin nasıl söndüğünü gördüm. Sevdiği kadın gitmiş, geride sadece sessiz bir boşluk bırakmıştı. Elime aldığım o tozlu, kenarları sararmış Süryanice el yazması parşömen aslında her şeyi söylüyordu: Ruhlar arası bağ kopmaz, sadece incelir.
Kalbin Mühürlendiği O Kadim Gece
Giden sevgiliyi geri getirme duası dediğin şey, aslında evrenin o dilsiz lisanıyla konuşmaktır. Ben bu ilmi dedelerimden, manastırların o serin ve tütsü kokulu odalarında öğrendim. Bu sadece bir kaç kelimeyi ardı ardına sıralamak değil; gidenin ruhuna dokunacak o frekansı yakalamaktır. Bir keresinde bir hanımefendi gelmişti, yedi yıl geçmişti üzerinden ayrılığın. Umut bitmişti. Ama Süryani geleneğindeki o özel niyet ve doğru saatlerde yapılan zikirlerle, o kopan bağın nasıl titrediğine şahit oldum.
Süryani Parşömenlerinde Saklı Geri Dönüş Kanunu
Kadim metinler der ki; bir insanın kalbi başka bir kalbe mühürlenmişse, aradaki mesafeler sadece birer imtihandır. Biz bu çalışmalarda, gidenin iradesini ezmeden, ona kaybettiği o sevgiyi ve huzuru hatırlatacak manevi kanalları açarız. Safran mürekkebiyle ceylan derisine işlediğimiz o özel sembollerin, ayın küçüldüğü vakitlerde yapılan duaların gücü tartışılamaz.
Ruhani Bağın Frekansı ve Sabrın Selameti
Acele etmek, karanlığın en büyük dostudur. Ben her zaman derim ki; manevi yolda sabır, en büyük tılsımdır. Gidenin dönmesi için sadece senin istemen yetmez, göklerin de buna rıza göstermesi gerekir. Bu yüzden yapılan her dua, her ritüel aslında bir teslimiyettir. O eski Süryani büyüğü ne derdi hatırla: “Su her zaman yolunu bulur, yeter ki sen yatağı temiz tut.” Kalbindeki nefreti ve öfkeyi temizlemeden, gidenin geri gelmesini beklemek beyhudedir. Biz burada o kirli enerjileri arındırıp, yerine saf ve kadim bir özlem ekiyoruz.